Sevgili öğrenciler, bu dersimizde yalnızca tarihî olayların hangi tarihte gerçekleştiğini ezberlemek yeterli değildir. Asıl önemli olan; olayların nedenlerini, sonuçlarını, birbirleriyle olan bağlantılarını ve Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş sürecini doğru biçimde kavrayabilmektir.
Hazırladığımız 50 soruluk yazılı sınavında da özellikle bu beceriler ölçülmektedir. Şimdi sınavda karşınıza çıkabilecek temel konuları birlikte tekrar edelim.
1. Bir Kahraman Doğuyor
Öncelikle Mustafa Kemal Atatürk’ün yetiştiği ortamı tanımamız gerekir. Mustafa Kemal, 1881 yılında Selanik’te doğmuştur. Selanik; farklı milletlerin bir arada yaşadığı, ticaretin gelişmiş olduğu ve Avrupa’daki fikir akımlarının yakından takip edildiği önemli bir Osmanlı şehriydi.
Mustafa Kemal’in düşünce dünyasının oluşmasında ailesi, öğretmenleri, okuduğu kitaplar ve yaşadığı şehirler oldukça etkili olmuştur.
Öğrenim hayatında sırasıyla çeşitli okullarda eğitim görmüş, askerî eğitimi sırasında özellikle tarih, matematik ve edebiyata ilgi duymuştur. Matematik öğretmeni Mustafa Bey, ona “Kemal” adını vermiştir.
Mustafa Kemal’in görev yaptığı Şam, Manastır, Selanik, Trablusgarp ve Sofya gibi yerler onun hem askerî hem siyasi tecrübesini artırmıştır.
Burada özellikle şu noktayı unutmayalım: Mustafa Kemal’in liderlik özellikleri bir anda ortaya çıkmamıştır. Onun kararlılığı, ileri görüşlülüğü, vatanseverliği ve teşkilatçılığı uzun yıllar boyunca edindiği tecrübeler sonucunda gelişmiştir.
2. Millî Uyanış: Bağımsızlık Yolunda Atılan Adımlar
Osmanlı Devleti, 20. yüzyılın başlarında siyasi, askerî ve ekonomik açıdan oldukça zor durumdaydı. Özellikle Sanayi İnkılabı, Fransız İhtilali ve milliyetçilik akımı, Osmanlı Devleti’ni derinden etkilemiştir.
Fransız İhtilali sonrasında yayılan milliyetçilik düşüncesi, çok uluslu Osmanlı Devleti’nde bazı milletlerin bağımsızlık istemesine yol açmıştır.
Osmanlı Devleti’nin son dönemlerinde yaşanan önemli savaşlardan biri de Trablusgarp Savaşı’dır. Mustafa Kemal burada gönüllü olarak görev yapmış ve başarılı savunmalar gerçekleştirmiştir.
Ardından Balkan Savaşları yaşanmış, Osmanlı Devleti Balkan topraklarının büyük bölümünü kaybetmiştir.
Birinci Dünya Savaşı
Osmanlı Devleti, 1914 yılında Birinci Dünya Savaşı’na İttifak Devletleri yanında katılmıştır.
Mustafa Kemal’in yıldızının parladığı en önemli cephelerden biri Çanakkale Cephesi’dir. Buradaki başarıları onun bütün yurtta tanınmasını sağlamıştır.
Çanakkale Zaferi sayesinde İstanbul ve Boğazlar işgal edilmekten kurtulmuş, savaşın süresi uzamış ve Mustafa Kemal önemli bir askerî lider hâline gelmiştir.
Mondros Ateşkes Antlaşması
Osmanlı Devleti, savaşın sonunda 30 Ekim 1918 tarihinde Mondros Ateşkes Antlaşması’nı imzalamıştır.
Bu antlaşmanın özellikle 7. maddesi çok önemlidir. İtilaf Devletleri, güvenliklerini tehdit eden bir durum ortaya çıktığını ileri sürerek istedikleri stratejik bölgeyi işgal edebileceklerdi.
Nitekim bu madde işgallerin hukuki bahanesi hâline getirilmiştir.
Yararlı ve Zararlı Cemiyetler
İşgaller karşısında Türk halkı çeşitli cemiyetler kurmuştur.
Yararlı cemiyetlerin temel amacı Türk milletinin bağımsızlığını ve vatanın bütünlüğünü korumaktır.
Buna karşılık bazı azınlık cemiyetleri ve Millî Mücadele’ye karşı olan kuruluşlar işgalleri kolaylaştırmaya çalışmıştır.
Bu dönemde ortaya çıkan Kuvâ-yı Millîye, düzenli ordunun kurulmasına kadar düşmana karşı yerel direnişi sağlamıştır.
3. Ya İstiklal Ya Ölüm!
Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Millî Mücadele sürecini fiilen başlatmıştır.
Bu tarihten sonra yayımlanan genelgeler ve düzenlenen kongreler Millî Mücadele’nin örgütlenmesinde büyük öneme sahiptir.
Havza Genelgesi
Halktan işgallere karşı mitingler düzenlemesi ve tepkisini göstermesi istenmiştir.
Amasya Genelgesi
Amasya Genelgesi’nde:
“Milletin bağımsızlığını yine milletin azim ve kararı kurtaracaktır.”
anlayışı benimsenmiştir.
Bu ifade Millî Mücadele’nin yöntemini açıklamaktadır. Kurtuluşun milletin kendi iradesiyle gerçekleşeceği vurgulanmıştır.
Erzurum Kongresi
Erzurum Kongresi bölgesel olarak toplanmasına rağmen bütün vatanı ilgilendiren kararlar alınmıştır.
Özellikle;
- Vatanın bir bütün olduğu ve parçalanamayacağı,
- Millî kuvvetlerin etkin, millî iradenin hâkim kılınması gerektiği,
- Manda ve himayenin kabul edilemeyeceği
kararlaştırılmıştır.
Sivas Kongresi
Sivas Kongresi’nin en önemli özelliklerinden biri bütün yararlı cemiyetlerin Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti adı altında birleştirilmesidir.
Böylece Millî Mücadele tek merkezden yönetilmeye başlanmıştır.
4. Türkiye Büyük Millet Meclisinin Açılması
İstanbul’un İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilmesinin ardından Ankara’da yeni bir meclisin açılmasına karar verilmiştir.
23 Nisan 1920’de Türkiye Büyük Millet Meclisi açılmıştır.
TBMM’nin açılmasıyla millî egemenlik anlayışı kurumsal hâle gelmiştir.
Artık millet adına karar veren ve Millî Mücadele’yi yöneten merkez Ankara’daki TBMM olmuştur.
Meclisin açılması aynı zamanda yeni Türk devletinin kuruluş yolunda atılmış çok önemli bir adımdır.
5. Sevr Antlaşması
İtilaf Devletleri Osmanlı Devleti’ne Sevr Antlaşması’nı kabul ettirmek istemiştir.
Bu antlaşmaya göre Anadolu’nun büyük bölümü İtilaf Devletleri ve onların desteklediği devletler arasında paylaşılacaktı.
Ancak Sevr Antlaşması TBMM tarafından tanınmamış ve Türk milleti bu antlaşmayı kabul etmemiştir.
Millî Mücadele’nin başarıya ulaşması sayesinde Sevr uygulanamamıştır.
6. Doğu, Güney ve Batı Cepheleri
Millî Mücadele farklı cephelerde yürütülmüştür.
Doğu Cephesi
Doğu Cephesi’nde Ermenilere karşı mücadele edilmiştir. Kazım Karabekir Paşa’nın başarıları sonucunda Gümrü Antlaşması imzalanmıştır.
Gümrü Antlaşması, TBMM’nin uluslararası alanda imzaladığı ilk antlaşmadır.
Güney Cephesi
Güney Cephesi’nde halk büyük ölçüde kendi imkânlarıyla Fransız ve Ermeni kuvvetlerine karşı mücadele etmiştir.
Maraş, Antep ve Urfa halkının direnişi Millî Mücadele tarihinde önemli bir yere sahiptir.
Bu mücadeleler nedeniyle;
- Antep’e Gazi,
- Maraş’a Kahraman,
- Urfa’ya ise Şanlı
unvanları verilmiştir.
Batı Cephesi
Batı Cephesi, Yunan ordusuna karşı savaşılmış olması nedeniyle Millî Mücadele’nin en önemli cephesidir.
Başlangıçta Kuvâ-yı Millîye birlikleri mücadele etmiş, daha sonra düzenli ordu kurulmuştur.
7. İnönü Savaşları
I. İnönü Savaşı, düzenli ordunun Batı Cephesi’ndeki ilk önemli başarısıdır.
Bu zafer TBMM’ye olan güveni artırmış ve uluslararası alanda Ankara Hükûmeti’nin konumunu güçlendirmiştir.
II. İnönü Savaşı da Türk ordusunun direncini göstermiştir.
Mustafa Kemal’in İsmet Paşa’ya söylediği:
“Siz orada yalnız düşmanı değil, milletin makûs talihini de yendiniz.”
sözü bu başarının önemini göstermektedir.
8. Kütahya-Eskişehir Savaşları ve Sakarya Meydan Muharebesi
Kütahya-Eskişehir Savaşlarında Türk ordusu geri çekilmek zorunda kalmıştır.
Bunun üzerine Mustafa Kemal’e TBMM tarafından Başkomutanlık yetkisi verilmiştir.
Mustafa Kemal, ordunun ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Tekâlif-i Millîye Emirlerini yayımlamıştır.
Sakarya Meydan Muharebesi
Sakarya Savaşı sırasında Mustafa Kemal’in;
“Hattı müdafaa yoktur, sathı müdafaa vardır. O satıh bütün vatandır.”
sözü savunma anlayışındaki değişimi göstermektedir.
Sakarya Zaferi sonucunda Yunan ordusunun saldırı gücü büyük ölçüde kırılmıştır.
Mustafa Kemal’e TBMM tarafından Mareşal rütbesi ve Gazi unvanı verilmiştir.
9. Büyük Taarruz ve Başkomutanlık Meydan Muharebesi
Türk ordusunun kesin sonuç almak amacıyla başlattığı Büyük Taarruz 26 Ağustos 1922’de başlamıştır.
30 Ağustos 1922’de Başkomutanlık Meydan Muharebesi kazanılmıştır.
Mustafa Kemal daha sonra Türk ordusuna:
“Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!”
emrini vermiştir.
Türk ordusu kısa sürede İzmir’e ulaşmış ve 9 Eylül 1922’de İzmir kurtarılmıştır.
Böylece Anadolu’daki Yunan işgali sona ermiştir.
10. Mudanya Ateşkes Antlaşması
Askerî başarıların ardından Mudanya Ateşkes Antlaşması imzalanmıştır.
Bu antlaşmayla silahlı mücadele büyük ölçüde sona ermiş ve diplomatik mücadele dönemi başlamıştır.
Doğu Trakya savaş yapılmadan Türkiye’ye bırakılmıştır.
11. Lozan Barış Antlaşması
Türkiye’nin bağımsızlığını uluslararası alanda kesin olarak kabul ettiren antlaşma Lozan Barış Antlaşması’dır.
Lozan sayesinde;
- Yeni Türk devletinin bağımsızlığı tanınmış,
- Kapitülasyonlar kaldırılmış,
- Sevr Antlaşması geçersiz hâle gelmiş,
- Türkiye’nin sınırlarının büyük bölümü belirlenmiştir.
Bu nedenle Lozan, Türkiye Cumhuriyeti’nin siyasi ve ekonomik bağımsızlığının en önemli belgelerinden biri olarak kabul edilir.
12. Cumhuriyet’in İlanı
Millî Mücadele kazanıldıktan sonra devlet yönetiminde önemli değişiklikler yapılmıştır.
29 Ekim 1923 tarihinde Cumhuriyet ilan edilmiştir.
Mustafa Kemal Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Cumhuriyet’in ilanıyla egemenliğin millete ait olduğu açık ve kesin biçimde ortaya konmuştur.
13. Atatürk İlke ve İnkılapları
Atatürk’ün gerçekleştirdiği inkılapları anlayabilmek için onun temel ilkelerini iyi öğrenmemiz gerekir.
Cumhuriyetçilik
Devlet yönetiminde egemenliğin millete ait olmasıdır.
Milliyetçilik
Milletin bağımsızlığını, birlik ve beraberliğini korumayı esas alır.
Halkçılık
Kanun önünde herkesin eşit olmasını savunur. Toplumda ayrıcalıklı sınıfların oluşmasını kabul etmez.
Devletçilik
Ekonomik kalkınmada devletin gerektiğinde aktif rol üstlenmesini ifade eder.
Laiklik
Devlet yönetimi ile din işlerinin birbirinden ayrılmasını ve vatandaşların inanç özgürlüğünü güvence altına almayı amaçlar.
İnkılapçılık
Yapılan yeniliklerin korunmasını ve toplumun çağın gereklerine göre gelişmeye devam etmesini ifade eder.
14. Siyasi Alanda Yapılan İnkılaplar
Siyasi alandaki önemli yeniliklerden bazıları şunlardır:
- Saltanatın kaldırılması
- Cumhuriyet’in ilan edilmesi
- Halifeliğin kaldırılması
- Çok partili hayata geçiş denemeleri
Bu gelişmelerin ortak amacı millî egemenlik anlayışını güçlendirmektir.
15. Eğitim ve Kültür Alanındaki Yenilikler
Eğitimde birlik sağlamak amacıyla Tevhid-i Tedrisat Kanunu çıkarılmıştır.
Yeni Türk harflerinin kabul edilmesiyle okuma yazmanın kolaylaştırılması hedeflenmiştir.
Türk Tarih Kurumu ve Türk Dil Kurumu kurularak millî kültürün geliştirilmesine önem verilmiştir.
16. Hukuk Alanındaki Yenilikler
Cumhuriyet döneminde hukuk sistemi çağdaşlaştırılmıştır.
Türk Medeni Kanunu’nun kabul edilmesi, özellikle kadınların sosyal ve hukuki haklarının geliştirilmesi açısından önemlidir.
Kadınlar;
- Resmî nikâh,
- Boşanma,
- Miras,
- Meslek seçme
gibi alanlarda önemli haklar elde etmiştir.
Daha sonraki yıllarda kadınlara siyasi haklar da tanınmıştır.
17. Toplumsal Alandaki İnkılaplar
Toplum hayatını çağdaşlaştırmak amacıyla;
- Şapka Kanunu çıkarılmış,
- Tekke, zaviye ve türbeler kapatılmış,
- Soyadı Kanunu kabul edilmiş,
- Takvim, saat ve ölçülerde uluslararası sistemlere geçilmiştir.
Soyadı Kanunu ile her Türk vatandaşının bir soyadı kullanması zorunlu hâle gelmiştir.
Mustafa Kemal’e ise TBMM tarafından Atatürk soyadı verilmiştir.
18. Ekonomi Alanında Yapılan Çalışmalar
Yeni Türk devletinin güçlü olabilmesi için ekonomik bağımsızlığın da sağlanması gerekiyordu.
Bu amaçla İzmir İktisat Kongresi düzenlenmiştir.
Tarımın geliştirilmesi, sanayinin kurulması ve millî üretimin artırılması hedeflenmiştir.
Aşar vergisinin kaldırılması çiftçiyi rahatlatmıştır.
Devletçilik politikasıyla fabrikalar, bankalar ve çeşitli sanayi kuruluşları kurulmuştur.
19. Atatürk Dönemi Türk Dış Politikası
Atatürk’ün dış politikasının temel ilkelerinden biri:
“Yurtta sulh, cihanda sulh.”
anlayışıdır.
Türkiye, diğer devletlerle barışçı ilişkiler kurarken millî çıkarlarından da taviz vermemeye çalışmıştır.
Bu dönemde;
- Musul Sorunu,
- Nüfus mübadelesi,
- Milletler Cemiyetine üyelik,
- Balkan Antantı,
- Montrö Boğazlar Sözleşmesi,
- Sadabat Paktı,
- Hatay Sorunu
gibi önemli gelişmeler yaşanmıştır.
Montrö Boğazlar Sözleşmesi
Montrö Sözleşmesi ile Türkiye’nin Boğazlar üzerindeki egemenlik hakları güçlendirilmiştir.
Hatay’ın Anavatana Katılması
Hatay meselesi Atatürk’ün önem verdiği dış politika konularından biridir. Hatay, Atatürk’ün ölümünden sonra 1939 yılında Türkiye’ye katılmıştır.
20. Atatürk’ün Ölümü ve Sonrası
Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938 tarihinde saat 09.05’te İstanbul Dolmabahçe Sarayı’nda hayatını kaybetmiştir.
Atatürk’ün vefatı yalnızca Türkiye’de değil, dünyanın birçok ülkesinde büyük üzüntü yaratmıştır.
Atatürk’ten sonra İsmet İnönü Türkiye Cumhuriyeti’nin ikinci Cumhurbaşkanı seçilmiştir.
Atatürk’ün en büyük mirası, bağımsız ve çağdaş Türkiye Cumhuriyeti’dir.
Sınava Hazırlanırken Nelere Dikkat Etmeliyiz?
Sevgili öğrenciler, İnkılap Tarihi dersinde yalnızca tarihleri ezberlemek sizi her zaman doğru cevaba götürmez.
Bir soru çözerken kendinize şu soruları sorun:
“Bu olay neden gerçekleşti?”
“Bu olayın sonucu ne oldu?”
“Bu gelişme hangi Atatürk ilkesiyle ilişkilidir?”
“Bu karar millî egemenlik mi, tam bağımsızlık mı, ekonomik bağımsızlık mı amaçlıyor?”
Örneğin bir soruda kapitülasyonların kaldırılmasından söz ediliyorsa yalnızca Lozan’ı hatırlamak yetmez. Bunun aynı zamanda ekonomik bağımsızlık ve tam bağımsızlık anlayışıyla ilişkisini de kurmalısınız.
Bir soruda TBMM’nin açılmasından söz ediliyorsa bunun millî egemenlik kavramıyla bağlantısını bilmelisiniz.
Tevhid-i Tedrisat Kanunu sorulduğunda ise eğitimde birlik ve laikleşme kavramlarını birlikte düşünmelisiniz.
Öğretmenden Son Hatırlatma
T.C. İnkılap Tarihi ve Atatürkçülük dersini birbirinden bağımsız olaylardan oluşan bir ders olarak görmeyin. Konular aslında birbirinin devamıdır.
Mondros Ateşkes Antlaşması işgalleri, işgaller Millî Mücadele’yi, Millî Mücadele TBMM’nin güçlenmesini, askerî başarılar Lozan’ı, Lozan ise bağımsız Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu hazırlamıştır.
Cumhuriyet’in kurulmasından sonra gerçekleştirilen inkılaplar da yeni devletin çağdaş, millî ve bağımsız bir yapıya kavuşmasını amaçlamıştır.
Bu bağlantıları kurabildiğiniz zaman hem yazılı sınavlarında hem de LGS’de karşılaşacağınız yorum ve yeni nesil soruları çok daha kolay çözebilirsiniz.


